Büyükler,"Dünyada sadece bir gün var!" derler.O ise "Bugündür!" diye lafı gediğine koyarlar.İşte benim bugünümde yer alan değerler ise gediğine oturamayacak kadar büyük,düşünüldüğünde ise çözülecek kadar küçük tipten...
Bugün derkenle aslında 2 yılımı kasttettiğim ortada.Sonuçta,Öğretmen Okulunun Lise 3 düzeyinde okuyan birisi için bulunan zaman, 2 yıldan ibarettir.Benim için zaman, çoğu zaman geçmek bilmez; ama bir düşünürün şu sözünü duydukça rahatlarım:
"Yaşamınızı bir saniye bile durduramazsınız fakat gençliğinizde bir saniye değil bin saniye ile boğuşursunuz..."
Yani şu an ki saniyeler, ileride beyazlayacak saçlarım için birer toka olacak cinsten.Fakat bahsetmek istediğim asıl şey zaman olgusu değil.Tam tersine; yaşamakta olduğunuz zamanda üstünüze yüklediğiniz yükler yüzünden geçirdiğiniz travmalar.
Her insanın içinde, Cengiz Han gibi,Büyük İskender gibi bir kahraman yatar.Kimisinde bu kahraman yakıp yıkar kimisinde ise sever sevilir.Bu kahramanı kahraman yapıp yol haritasını çıkaran şey ise taşıdığı değerdir.Yani sırtına yüklediği küçük gibi görülen; fakat taşınması çok güç olan yüklerdir.
İşte her insanda olduğu gibi benim de içimde yatan kahramanlığın çıkması veya çıkıp ta yakıp yıkmaması için belirli aşamalar var.Benimse önümde az önce çalışamayıp ta çalışmamı bitirdiğim Karmaşık Sayılar var.
Aslında nice Hukuk Fak. okuyanlar için çok basit şeylerdir fakat benim için bu yazıyı deli dolu yazdıracak kadara manidarlığa sahip bir durumda.Aslında Karmaşık Sayıların "Karmaşık" kelimesi benim hayatımı anlatmaya yeter.
İleride tamamen karmaşık ve sıradışı olmayı isterdim.Hukuk okuduktan sonra siyasete atılmayı ve kulvarda "Sıradışı" kelimesi ile anılmayı çok isterdim.
Hatta öyle ki; Turgut Özal gibi, şortumla asker selamlamayı,makam aracı yerine sokakta yürürken bir marketten çikolata almayı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde çıkıp elimdeki bağlama ile "Türkiyem" parçasını çalmayı,TRT'ye konuk olup bir siyasetçi olarak koroya sazımla,gitarımla eşlik etmeyi,-bu çok tuhaf olsa da- sayfalar dolusu mal varlığı beyanındansa bir sayfalık bilgilendirme sunmayı...
Yani şu an ki kafaya göre bunlar tamamen yapılabilinecek şeyler.Ama gel gör ki karşına bir adamın iç karartıcı şu sözü çıkınca pes edesin geliyor:
"Her insan 20 yaşına kadar Komünist'tir..."
Evet katılıyorum; fakat ben ileride de "Müslüman" olarak bunu devam ettirmek isterdim.Sonuçta gençlik ateşiyle bunu herkes söyler gibi fakat şu an ki kafayla ben "gençlik ateşiyle" söylemine bile karşı durumdayım...
Aslında karşı değil aciz durumdayım.Çünkü tüm bölümlerimden 20 üzeri çekip Hukuk Fakültesine gitmek zorundayım.Bunun lamı cimi yok.Bu olmalı...
Fakaaat...Gel gör ki, Sezen Aksu'nun dediği gibi "Nerde sende o yürek..." değil nerde bende o kafa diye değiştiresim geliyor.Çünkü kolej bitirip Giresun'un en iyi 2.okuluna giren,OKS'de şakır şakır test çözen ben, şimdi Karmaşık Sayılar testini beceremediğim için bu yazıyı yazacak kadar aciz durumdayım...
Şu an elimde bir testi var.Düşürürsem hem testi gidecek hem güzel dayak yiyeceğim Nasrettin Hoca'nın yaptığı gibi.(Devrik cümle kurduğum için özür dilerim) Bu son şansım.Bunun farkındayım.Farkındayım çünkü benim Hukuk Fakültesi isteğim sadece beni etkilemeyecek.Eğer bütün bu sıradışılıkları düşünüp zalimin birine verirsem bu fırsatı bunun hesabı kesin sorulacak.
İşte bu korku, her ne kadar testinin düşmemesine yardımcı oluyor gibi görünsede, bunun ağırlığı daha doğrusu hiddetininde kırılmasına yardımcı olabileceğini unutamıyorum.Eğer testi kırılırsa eminim aynısı daha gelmeyecektir.Bunun yanında hayat beni bir güzel de çarpacaktır...
Ama kırmadan götürebilirsem, herkese su içirebileceğim bir konuma gelirim ve ölünce" ... Hayratı" yazılan birisi olurum.Ama bu kırılma korkusu daha ilk konu olan "Karmaşık Sayılar" da yada "Çokgenler" de oluyorsa; bu beni testiyi yarı yolda bırakıp kaçmaya, yok olmaya itiyor...
Yani anlıyacağınız Espiye'nin, "Dört yolunun." tam ortasındayım.Bir taraf İstanbul Marmara'ya gidiyor, bir taraf denizde son buluyr,bir taraf Doğu gibi engebeli bir yeri gösteriyor,bir taraf ise fındık bahçelerini :) (Gerçi, bizde fındık yok; olsa da para etmiyor ama...)
Bakalım bu sıradışılığım bu yük karşısında beni ne yöne doğru sürükleyecek.Ya sitemde Hukuk kazandım diye bas bas bağırabileceğim güce erişeceğim, ya "Kapatıyorum!" ilanını asacağım, yada "Kaçtı gitti maaşallah, kendini asmaz inşaallah.." diye ilan koydutturacağım...
2 sene sonra böyle karmaşık bir yazıda görüşmek ümidiyle...M.Mazhar Demir-Giresun-Espiye
Bu Yük İle Sonum Ya Vezirlik Ya Rezillik
Konu Grubu muhammet mazhar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 Yoruma Sahip:
Yorum Gönder
Yorum Nasıl Yapılır?
* Boş alana yorumunuzu yazdıktan sonra "Profil seç!" kısmından "Ad /URL" seçeneğini seçiniz. Adınızı yazdıktan sonra, URL kısmına varsa sitenizi yazınız. Ve "Yorum Gönder" butonuna basıp bekleyiniz...
NOT: "Gönder" butonuna bastıktan sonra sayfa yenilenecektir.Sayfayı kaydırıp yorumunuzun yayınlanıp yayınlanmadığına bakınız.