Şöyle bir düşünelim hayat nedir, neden bu hayatta yaşarız, yaşamak için ne yaparız ya da yaşadığımız bu hayat bizim mi? Bu hayatı almak için ne ya da neler yaptık yoksa hayat bize sunuldu mu?
Eğer sunulduysa biz ne yaptık sunulması için; çünkü bir şeyin size sunulması için mutlaka bir şeyler yapılmalı. Eğer biz bir şey yapmadan bize bu hayat sunulmuşsa o zaman o hayatı iyi ve hakkını vererek yaşamalıyız.
Çünkü Allah (c.c) bize bu hayatı sunarken bizden bir söz aldı. (Hani Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı:
'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (demişti de) onlar: 'Evet (Rabbimizsin), şahid olduk' demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: 'Biz bundan habersizdik' dememeniz içindir. Araf Sûresi 172).
Hem Allah bir ayeti kerimesinde buyurmuyor mu:
Ee o zaman neden biz sadece Allah’a ibadet etmiyoruz!
Hayatımızı ve zamanımızı boş işlerde geçiriyoruz. Hani yüce yaratıcıya sözümüz vardı hayatı bize sunarken söz almıştı biz de söz vermiştik. Hani nerde, sözümüze böle mi sahip çıkıyoruz! Neden Allah’a değil de dünya mallarına tapıyoruz?
Tarihte dünya mallarına tapanların sonunu Allah bize yüce kitabında (Kuran-ı Kerim’de) söylemiyor mu: Firavun, Ebu Leheb, Fil olayında Ebrehe, Karun…
Ve daha niceleri, onlar da söz vermişlerdi yüce yaratıcıya ama ne oldu sözlerini unutup kimi dünya malına, kimi nefsine taptılar, kimisi de ilahlık iddiasında bulundu. Allah’a tapma yerine. Yani bizde mi onlar gibi olalım illaki helâk mi olalım?
Bence kimse helâk olmak istemez. Günümüz şartlarını ve o zamanki şartları karşılaştıralım. Bu zamanda rahatlık nerde, bir de o zaman ki rahatlık… Çok fark var değil mi? Peki neden biz yüce yaratıcıya verdiğimiz sözü tutmuyoruz! Yukarıdaki ayet-i kerimede belirttiği gibi sadece ona ibadet etmiyoruz.
Neden dünyalık işlere (kadına, paraya, spora, kumara, içkiye…) yani boş işlere zaman harcıyoruz. Neden kahve köşelerinde boş oturacağımıza açıp Kuran’a bakmıyoruz! Allah ne demiş bize, ne yapmalıyız da öldükten sonraki hayatta rahat yaşayalım.
Mesela; önünüzde 2 yol var yolların sonunda çok istediğiniz bir şey olsun ve yollardan birinde görebileceğiniz ya da hayal edebileceğiniz ya da edemeyeceğiniz kadar zorluklar var, öteki yol ise ter temiz hiçbir engel hiçbir tehlike yok. Siz hangi yolu tercih edersiniz?
“Tabiî ki 2. Yolu” dediğinizi duyar gibiyim. Elbette mantıklı olan da rahat yolu seçmek değil mi? O zaman öldükten sonra ki hayatta da rahat edebilmek için neden yüce yaratıcının tavsiye ettiği yoldan değil de tam tersine istemediği yoldan gidiyoruz?
Demek ki o zaman biz ahirette rahat etmek istemiyoruz! İsteseydik o zaman Rabbimizin istediği gibi yaşardık. Nankörlük etmeyelim!..
Rabbimizin bize sunduğu bu muazzam hayata ve birçok güzel nimetlere karşılık neden şükretmiyoruz? Neden hep daha çok isteyip yetinmiyoruz ve yanlış yollara sapıyoruz? Neden, neden, neden? Sanki dünya bize kalacak, eğer dünya kalıcı bir yer olsaydı o zaman bizden daha değerli insanlar vardı tarihte onlara kalırdı. Onların böyle bir isteği de yoktu ya! Demek ki dünya kalıcı değilmiş.
Ölümü hiç düşünmeden yaşıyoruz oysaki bilmeliyiz ölüm yanı başımızda, bize her an ulaşabilecek kadar yakın, hem de nefesi ensemizde. Ne demiş şairimiz:
“Ölüm güzel şeydir bu dur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?" Necip Fazıl Kısakürek”
Ne güzel bir beyit değil mi? Bu da bize dünyanın kalıcı değil, ölümün bir yok oluş değil de bir başlangıç olduğunu anlatır. Tamamı bizim elimizde olan bir hayatın başlangıcı…
Rahat etmek ya da etmemek elimizde olan bir hayat. Eğer dünyada hayatımızı yüce yaratanın istediği gibi yaşamışsak rahat edeceğimiz hayat. Her an ölecek gibi hazırlıklı olmamız lazım! Ölümün vakti ya da nasıl olacağını bilemeyiz onu yaratan yazmıştır zaten.
Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En’am Sûresi 32)
Bize düşen ise sadece onun istediği gibi hazırlıklı olmak. Rabbim bütün dualarınızı kabul etsin inşallah. Selam ve dua ile.Ahmet Kılıç
"Hayat ! " - Ahmet Kılıç
"BEN İNSANLARI VE CİNLERİ YALNIZCA BANA İBADET ETSİNLER DİYE YARATTIM (Zariat Sûresi 56. Ayet)."
Konu Grubu ahmet kilic, dini, fikir
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 Yoruma Sahip:
çok güzel bir yazı ellerinize sağlık. özellikle hayat gibi önemli bir kavrama değinmeniz çok güzeldi. hayatımızı nasıl şekillendirmemiz gerektiğini, ayetlerle birlikte desteklemeniz ayrıca güzel gerçekten tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim.
Yorum Gönder
Yorum Nasıl Yapılır?
* Boş alana yorumunuzu yazdıktan sonra "Profil seç!" kısmından "Ad /URL" seçeneğini seçiniz. Adınızı yazdıktan sonra, URL kısmına varsa sitenizi yazınız. Ve "Yorum Gönder" butonuna basıp bekleyiniz...
NOT: "Gönder" butonuna bastıktan sonra sayfa yenilenecektir.Sayfayı kaydırıp yorumunuzun yayınlanıp yayınlanmadığına bakınız.