Ben daha doğar doğmaz gitmiş Almanya’ya. İlk izine gelişini hatırlamıyorum bile. Ama yaylada oynarken, birden karşımda bulunca, boynuna sarılıp sevinç gözyaşı döktüğümü unutmadım...
Beraber, Anadolu Öğretmen Lisesi Sınavı’na gitmiştik il merkezine. Sınav sonrası dolmuşta, “kazansam bile o okula göndermeyeceğini” söylemişti yanındakilere. Ben sebebini bile soramamıştım. Hala da bilmiyorum gerekçesini.
O, müsaade etmesine rağmen Samsun Lâdik Anadolu Öğretmen Lisesi’ne bu kez ben gitmek istemedim; o yıl sınav sonuçları çok geç açıklandı. Sonuçlar açıklanana kadar başladığım okulu çok sevdiğim için gitmedim.
Yılda bir aylık izin süresince bir arada kaç saatimiz geçmiştir bilmiyorum. Bu süre içinde geçmişin âdeti gereği büyükler yanında beni ne kadar sevecek kucaklayacaktı? Kucaklayıp sevemedi…
Kucaklaşmalarımız kavuşmaktan çok ayrılırken oldu...Kucaklaşıp ağlaştık sadece...
Yıllar geçerken, biz fark etmeden, aramıza gurbetten başka bir düşman daha girmiş. Bu düşman her geçen gün içten içe büyümüş; O’nun vücudunu esir almıştı.
Birkaç kez ameliyat oldu ama nafile. Düşman istiladan vazgeçmiyordu. Alman doktorlar ümidi kesince, ümitsiz vaka olarak yolladılar yanımıza.
Artık bir aradaydık.
Lakin bir arada yaşamanın tadını çıkarmak mümkün mü?
Her geçen gün rahatsızlığı daha da ağırlaşıyordu. Beni fark edecek durumu kalmamıştı artık. Kendi canı derdine düşmüştü.
Ben de, O bu haldeyken çocukluk yapıp boynuna sarılamazdım ya. Ne de olsa artık yetişkinliğe adım atacak yaşta sayılırdım; doğalı oniki yıl olmuştu.
Sıkıntılı günler geçirmek, zamanın geçmesini engellemiyor. Ağustos ayı gelmiş fındık toplanmaya başlamıştık. Evimizin yanındaki bahçede fındık toplarken; O da, bahçeye serdiğimiz yataktan bizi izliyordu.
Vefatının bir hafta sonra Cuma gecesi olacağını söylemişti amcamlara…
Cenazesinde bir şarjör mermi atılmasını istemiş; o günün, kendisi için düğün günü olacağını söylemişti…
İlginçti…
Vefatından bir hafta önceydi...
Beni yanına çağırdı.
Yastığını düzelttirdi. Kolumdan tutup yanına oturttu.
Konuşmadı biraz durdu bana baktı…
Sonra tılsım bozuldu; beni kendine çekti kucakladı, kucakladı. Uzun süre bağrına basılı tuttu. Yılların telafisini giderir gibi uzun uzun kucakladı. Gözünden akan yaşlar benim de yanaklarımı ıslamıştı.
Beraber ağladık…
Gülemedik birlikte… Ama birlikte ağladık BABAMLA...
Ahmet Demir'in Diğer Yazıları İçin TIKLAYIN...
Gülemedik Ama Birlikte Ağladık -Ahmet Demir
Konu Grubu ahmet demir, yasam
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

5 Yoruma Sahip:
Son günlerin en popüler yazısıydı benim için. kaleminize yüreğinize sağlık.
son cümle müthişti... tekrar yüreğinize sağlık.
başka yazılarınızda bekliyoruz.
Yazı derinden etkiledi..hatta sarstı...edebi yönünü bir tarafa bırakıp,Allahtan herkes için sağlık ve sabır diliyorum...yüreğinize sağlık.
çok güzel bir yazı. çok etkilendim. en sonuna kadar tahmin etmemiştim. gerçekten fevkalade...
öncelikle kullandığınız dilin çok güzel olduğunu belirtmek isterim. yazınızı büyük bir iştiyak ile okuyorum. yazılarınızın inşallah devamını diliyorum Ahmet amca. kaleminiz sağlık...
saygılarımı sunarım... talha koç albatros
Elleinize sağlık. son cümlesi ile süper bir yazı olmuş. seçtiğinz kelimeler, kısa cümleler ve son vuruş gerçekten kaleminize sağlık...
Yorum Gönder
Yorum Nasıl Yapılır?
* Boş alana yorumunuzu yazdıktan sonra "Profil seç!" kısmından "Ad /URL" seçeneğini seçiniz. Adınızı yazdıktan sonra, URL kısmına varsa sitenizi yazınız. Ve "Yorum Gönder" butonuna basıp bekleyiniz...
NOT: "Gönder" butonuna bastıktan sonra sayfa yenilenecektir.Sayfayı kaydırıp yorumunuzun yayınlanıp yayınlanmadığına bakınız.